Omelas’ı Terk Edip Gidenler

“Nereye gittiklerini biliyor gibiler Omelas’ı terk edip gidenler.” Zamanın en iyi kadın bilim kurgu yazarlarından olan Ursula K. Le Guin’in hikayesi bu cümleyle biter. Dostoyevski ve William James’in ortak teması üzerine yazılmış olan hikaye “Herkesin mutluluğu uzaklardaki yitik bir ruha bağlı olsaydı ne olurdu?” sorusu üzerine kurulmuştur.

Omelas adında bir kasabada aklınıza gelebilecek en mutlu insanlar yaşar. Yazar bu mutluluğu tanımlarken zorlanır hatta. Yeşil çayırlar, coşkulu kalabalıklar, şen şakrak gezen çocuklar… Sizin mutluluk tanımınızda ne varsa Omelas öyle bir yerdir işte. Le Guin buranın gerçekliğine inanmakta zorlanacağımızı bilir. Fakat hikayenin devamı bu şekilde ilerlemez ve bizi gerçekliğe döndürür. Bu kasabanın refahı, mutluluğu, tüm o güzelliği tek bir şeye bağlıdır: Bakanlık binalarından birinin bodrum katında tek başına karanlıkta acı çeken bir çocuğa. Kasaba halkı onun orada olduğunu bilirler ama kimse kurtarmak adına bir çabada bulunmaz. Küçük bir çocuğun hayatı karşılığında tüm kasabanın hayatı. Tekrar güneş ışığı görecek bir çocuk ve ışığını kaybedecek onca insan. İnsanı derin düşüncelerde bırakan ahlakını sorgulatan bir ikilem. Kasaba halkının bu durumda nasıl yaşadığını düşünebilirsiniz. Bazıları artık dışarı çıksa da normal insanlar gibi olamayacak oluşunu düşünür ve kendini rahatlatır. Bazıları çocuğu ziyaret eder ve günler, aylar ve belki yıllarca o görüntülerle yaşar. Fakat bazıları vardır ki hikayenin son cümlesini yazdırırlar. Onlar sistemi değiştiremediğinden sistemden kaçanlar yani Omelas’ı terk edip gidenler.

Beni Ursula K. Le Guin ile tanıştıran güzeller güzeli bir hikayedir. İlk okuduğumda kafamı allak bullak etmiştir ve okuduğumdan beri üstünden 3 yıl geçmesine rağmen hala ne düşünmem gerektiğini bilemem gibi hissederim. Fakat beni yazarın romanlarına itecek kadar da güçlü duygulara salıvermiş bir eserdir. Bilim-kurgu severlerin mutlaka bir bakması gerektiğini düşünüyorum. Hikayenin tamamını okumak isteyenlere hali hazırda yazarın Ayrıntı Yayınları’ndan çıkan Rüzgarın On İki Köşesi adlı hikaye kitabını öneririm. Ve lütfen düşünün. Siz kim olurdunuz? Kalıp mutlu olanlar mı yoksa gidenler mi?

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir