İnsanlığın İçindeki Vahşeti Gözler Önüne Seren Performans: Rhythm 0

1979 yılında Marina Abramoviç adlı performans sanatçısının yaptığı kan dondurucu deney, medeni insanın vahşi tabiatını gözler önüne seriyor. Psikolojik ve sosyal etkileri yıllarca konuşulmuş deneyi okuduğunuzda insani kimliğinizi sorgulayacaksınız.

Henüz o yıllarda pek tanınmamış olan sanatçının deneyi aslında basit. Rhythm 0 adını verdiği  gösteride kıpırdamadan 6 saat durabilmek.. İlk bakışta oldukça kolay gözüken bu deneyde sanatçı önündeki masanın üstüne silahtan çiçeğe bir çok obje bırakmış durumdaydı. Rastgele bırakılmış tüm eşyalar ya şiddet içerikli ya da pozitif duygular uyandıran cinstendi. Buna karşın izleyiciler bütün bu nesneleri kullanma hakkına sahiplerdi, sanatçının üzerinde hiçbir tepki vermeyeceğini açıklayan bir yazı bulunmaktaydı.

Deneyin ilk saatleri medeniyet çerçevesinde geçip giderken, birkaç saat içinde bir kabusa dönüşeceği kimin aklına gelebilirdi? Kimisi kadının yüzünü okşuyor, bazısı ona kek yedirmeye çalışıyordu ancak izleyicilerden birinin attığı tokat, deneyi aniden bambaşka bir seyre soktu. Az önceki medeniyet birdenbire bir dehşete dönüşüverdi. Kadının gerçekten tepkisiz kaldığını anlayan insanlar şiddet eğilimi göstermeye başladılar. Kimisi kalemlerle yüzüne hakaretler yazıyor, kimisi tükürüyor, vücudunu jiletliyordu.

Vahşet bununla sınırlı kalmadı. Birkaç saat sonra kadın çırılçıplaktı. Defalarca taciz edilen kadına, izleyicilerden birinin tecavüz girişimi bile olmuştu! Bunun üstüne dayanamayan birkaç sağduyulu insan kadının gözyaşlarını silerek, kıyafetlerini giydirdiler. Bu vahşet burada son bulmuş olsa da Marina Abramoviç yaptığı olağanüstü bu deneyle insanlığın karanlık yüzünü akıllara kazımış oldu.

Bu eşsiz sahne performansıyla ilgili güzel bir anlatım:

 

1, “İnsanlığın İçindeki Vahşeti Gözler Önüne Seren Performans: Rhythm 0” hakkında görüş bildirdi

  1. Benzer temalı bir alıntı paylaşmak istiyorum.
    “1971’de Kaliforniya Stanford Üniversitesi’nde bir grup araştırmacı, sorguya alınanların psikolojileri üstünde çalışmak için sahte bir hapishane yapmaya karar vermiş. 24 gönüllü öğrenci seçmişler ve onları ‘suçlular’ ve ‘gardiyanlar’ olarak ayırmışlar.
    Sadece bir hafta sonra bu deneyi bitirmek zorunda kalmışlar. ‘Gardiyanlar’ -iyi ailelerden gelen, normal değerleri olan, terbiyeli kızlar ve erkekler- gerçek birer canavara dönüşmüşler. İşkence sıradan bir olay haline gelmiş ve ‘mahkûmlara’ yapılan cinsel taciz normal kabul ediliyormuş. Projede yer alan öğrenciler, hem ‘gardiyanlar’ hem de ‘suçlular’ büyük travmalar yaşamışlar ve uzun süre tıbbi yardıma ihtiyaçları olmuş ve bu deney bir daha tekrarlanmamış.”
    (…)
    “Ben gerçekten çok önemli bir şeyden bahsediyorum: şans verildiğinde bir insanın kötü şeyler yapabilme kapasitesinden.”
    Paulo Coelho-Zâhir

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir