Dünyanın En Dehşet Verici Deneyi

Psikolojiye merak salan insanların az çok bildiği bir kavramdır klasik koşullanma. Bilmeyenler için kısa bir tanım yapmak gerekecekse eğer normal şartlar altında doğal yollarla tepki sağlanamayan bir uyarıcının, tepkiyle arasında doğal bir bağ bulunan uyarıcıyla ilişkilendirilerek tepki yaratılması şeklinde açıklanabilir. Keza Rus bilim adamı Ivan Pavlov tarafından raslantısal bir biçimde ortaya koyulmuştur. Yine bilen bilir, davranışçı psikolojiyi ortaya atan John Watson’ın da psikoloji bilimine katkısı büyüktür. Büyük araştırmalardan, tezlerden hep bahsedilir de, arkasında yatan karanlık geçmişlerden pek söz edilmez. Bilimin ilerlemesine katkı sağlayan tüyler ürpertici deneylerden…

Klasik koşullanmayla ilgili kuramlar genelde aynı bağlamda incelenir:”Korku öğrenilebilen bir şey midir?” Sorularına yanıt almak isteyen Watson, bebeğin ailesinden de izin alarak deneyine başlar.

8 aylık minik bebek birkaç psikolojik teste tabi olduktan sonra korkunç deneye başlanır. Sırasıyla beyaz bir fare,tavşan,yanan kağıt parçaları,peluş bebekler, peruk gibi ilk defa karşılaşması muhtemel nesneler gösterilir fakat Albert hiçbirinden korkmaz. Başta çok da merhametsiz gelmediğini biliyorum ancak deneyin bundan sonraki aşamalarında minik bebek içinde yalnızca bir yatak olan odaya alınır ve deneyin tüyler ürpertici kısmına başlanılır.

Bu kısımda beyaz fare yeniden odaya salınır ancak bu kez bebek fareye her dokunduğunda biri çelikten öteki çekiçten yapılan iki çubuk birbirine vurularak dayanılması güç sesler çıkarılır. Minik bebek elbette korkup ağlamaya başlar ve bu böyle birkaç gün devam eder. Bu aşamadan sonra ise başta gösterilmiş bütün o nesneler (tavşan,fare,kağıtlar..) yeniden gösterildiğinde minik Albert her defasında ağlamaya başlıyordu. Deneyde sonra zavallı bebek ne zaman beyaz ve tüylü şeyler görse inanılmaz korkuyordu.

Deneyin sonuçları oldukça açık. Korku öğrenilen bir şeydir. Ancak gerçekten bilim için her şey mübah mıdır burası bence etik açıdan tartışmaya açıktır. Son derece yıpratıcı bir bilinçle büyüyen ve psikolojik sorunlarla baş edemeyen minik Albert henüz 6 yaşındayken hidrosefali (beyinde su toplaması) sonucu hayatını kaybeder.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir