Aşkın en acı hali

Son günlerde her yerde Aleyna Tilki dinlemeye alışmışken, son şarkısıyla ilgili polemiklerin ardı arkası kesilemedi. Şarkının Bergen’in Yıllar Affetmez şarkısından esinlendiği açık. Bunun yanısıra Serenay Sarıkaya’nın da yeni projesinde Bergen’i canlandıracağı konuşulmakta. Tüm bunlar bize acıların kadınının acı aşkını yeniden hatırlatmış bulundu.  Biz de bu vesileyle bu yazıda bundan bahsetmeye karar verdik.

Hepiniz az çok bilirsiniz hikayesini. Türkiye’de kadın olmanın, kadın olarak yaşamaya çalışmanın somutlaştırılmış imgesi olmuştur yıllarca. Bir gün seni dünyaya getirmekte vesile olan baban, beraber büyüdüğün erkek kardeşin, belki aşık olduğun adam canına kast edebilir burada. İşte bu yüzden belki, bayat ama sahici bir hikaye getirelim istedik. Bizim hikayemizi bize yeniden anlatmak istedik.

30 yıllık kısa hayatını Halis’e olan aşkına adamış Bergen “bazen insan hiddetli sever, ölesiye sever, yaşadığı kötü şeyler sevgisinden bir şey eskitmez demişti” yeğenine bir zamanlar.

Asıl adı Belgin olan acıların kadını, ilkokul yılarının hemen ardından konservatuvara 1.’likle girmeyi başardı. O yıllarda Bergen’in ilk aşkı taksi şoförü Yalçın’dı. Bergen’e zorla sahip olup, sonrasında ise başkasıyla evleneceğini söyleyen Yalçın, Bergen’in aşkta yediği ilk kazıktı ama asla son olmayacaktı.

Okulu bırakıp sahneye çıkmaya karar verince yaşı büyütüldü. Norveç’in Bergen şehrinden esinlenerek kendine bu sahne adını seçti. Pavyonda kendisini gözleriyle yiyen bir adama “çok beğendiyseniz küçük oğlunuza alın” diyecek kadar dobra bir kadındı. Her adımını cesaretle attığı zaten açıkça ortadaydı.

Yalçın’dan sonra hayatına kimseyi almayan Bergen’in tek derdi o zamanlar sahnesiydi. Şarkı söylemek onun terapisiydi adeta. Bir gece Adana’da, pavyonda tam karşısına esmer bir adam oturdu. Gözlerini ayırmadan Bergen’i izlemeye koyuldu. İlk gelişinin ardından her gece geldi, aynı masada saatlerce onu izliyordu. Bunu gönderilen çiçekler izledi. Halis’ti adı. Bergen’in karnı aşka doymuştu. Halis’in kafasına attı çiçekleri. Bu olayın ardından Halis uzun süre ortalıkta gözükmese de çiçekler gelmeye devam etti. “Beni tanısan seversin” demişti bir çiçeğinin üstündeki notta. Bergen işte o gece atmaktan vazgeçti çiçekleri çöpe.

Bergen kendine senetle bir araba almıştı. Henüz borçları bitmeden bir kundakçılık olayında arabası kül olunca, Bergen çok üzülüp ağlamıştı. Ancak Halis “üzülme, ben sana daha güzelini alırım” demişti. Bergen o gün aşık oldu Halis’e. Almasına  aldı da arabayı Halis. Ancak sırf Bergen’in gözüne girebilmek için arabasını kundaklayanın da Halis’in kendisi olduğu sonradan ortaya çıkıvermişti. Kaderin cilvesi, aşkları bunu da atlattı. Nikah masasına oturdular.

Bundan sonrası hiçbir zaman eskisi gibi olmadı. Neredeyse her gece dayak yiyen Bergen, eve sık gelmeyen Halis’in aslında başka bir kadınla evli olduğunu da o zaman öğrenmişti. Nikah memuru, şahitler, hepsi palavraydı. Hayatı uçurumun eşiğine kadar sürüklenmişti. Ve bunun da baş rolü büyük aşkı Halis’ti. Boşanacağım diyordu Halis. Çok seviyordu, öyle söylüyordu Bergen’e. Söylediğini yaptı da. Boşandı. Bergen’in sahneye çıkmaması şartıyla da evlendiler.

Bergen şimdi en büyük ikinci aşkında uzak kalmıştı. Sahneye çıkmak için her şeyini feda etmeye hazırken Halis’in sevdası üstün basmış, evinin kadını olmuştu. Her gün dayaktan ağzı yüzü moraran kadını.Her kavgadan sonra sahneye kaçtı Bergen. Halis ne yapıp ediyor, yeniden Bergen’i barışmaya ikna ediyordu. Defalarca kaçtı, Mersin, İzmir…Ona aşık olanlar, peşinden koşanlar olsa da, Halis’ten başka kimseyi sevmedi. Halis de peşinden geldi defalarca.

80’lerin ikinci yarısını bir star olarak geçiren Bergen, bir gece gelen telefonla Ankara’daki evinin kundaklandığını öğrenmişti. Halis yanındaydı yine, teselli ediyordu onu. O mu yapmıştı acaba? Yeminler etti Halis. Ben yapmadım dedi. Bergen gerçeği hiç öğrenemedi.

Artan kavgalar, dayaklar canına yetmişti artık Bergen’in. İzmir’e kaçtı yine. Halis geldi peşinden. Bergen kaçtıkça kovaladı. “3 gün sonra gazetelerin hepsi senden bahsedecek.” dedi. Dediği gibi de oldu.

Gazetelerin hepsinde bir adamın Bergen’in yüzüne doğru bir kovayı savurduğu yazıyordu. Canı çok yanıyordu Bergen’in. Vücudu, yüzü… Kovada kezzap vardı, başrolde ise büyük aşkı Halis.

Halis hapse, Bergen İstanbul sahnelerine döndü. Bir süre görüşmediler. Bunca olay bile bitirememişti bu aşkı. Bergen bir süre sonra Halis’i ziyarete gitmeye başlamıştı, ona para da götürüyordu üstelik. Bu sıralarda şöhreti de iyice parlamıştı Bergen’in. Yurtdışı turnelerine bile çıkıyordu artık. Yeniden kavuştular, hiçbir şey değişmemişti. Adamın kıskançlığından zerre eksilen bir şey yoktu. Bergen de inatlaştıkça inatlaştı. Sonunda boşandılar.

Bir gün arabasıyla şehir dışına doğru yol alırken, arkadaki araba önüne doğru kırdı Bergen’in. Halis’ti. Tartışmalar, kavga ve gürültü. Tek bir el silah sesi duyuldu. Yere yığıldı Bergen.

İşte böyle son buldu acıları Bergen’in. 30 yıllık ömrü büyük bir aşkın büyük bir hayalkırıklığıyla son bulmuştu.

Yakın zamanlarda Halis Serbest Adana’da 4 çocuğa cinsel istismar suçlamasıyla yeniden gündeme geldi. Yıllar ve yaşananlar bazılarını hiç değiştirmemiş ne yazık ki. Ne diyelim umarım hepiniz gönlünüzü güzel insanlara kaptırırsınız.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir