ALINTILAR: DUYGU ASENA- KADININ ADI YOK (III)

  • Balayı odalarında çarşaflar naylonlu, kızlar bu odalara kapatılıp kapatılıp, kadın yapılıyor. Durmadan sürekli, fabrika gibi. Balayı odalarında çarşaflar naylon kaplı, akan kan şilteye geçmesin diye.. Kızlar kanlarını sevdiklerini erkek için akıtıyorlar, kızlar kanlarını bir ömür boyu bile olsa, kendilerini alacak erkeklerine saklıyolar.
  • Balayı odalarının naylon kaplı çarşafları üzerinde kızlar, acılar içinde, üç dakika içinde sıkı sıkı sakladıkları namuslarını büyük bir namusluluk içinde verip, avılar içinde kocalarının boynuna sarılıp uyuyorlar…
  • Sadece konuşursun… Çok esaslı düşündüğünü iddia edip, düşündüğün gibi yaşamazsın… Özgürlükçü, çağdaş, farklı kadın iddiasındasın ama, bana sahip olmak için çabalıyorsun, kıskançlık sahibiyettir kızım, beni kıskanma, kıskansan da yapacak olan adam yapar.
  • Özgürmüşüm, ben kendi kendimi özgür olarak ilan ettiğim için özgürüm.
  • … Sen bile farkında değilsin, yaşam boyu karşına dikilip duranlar kimler ? Sen bile farkına varmadan savaşıyorsun. Bir düşün bakalım… Adamlar… Babalar, abiler, kocalar, sevgililer, müdürler, şefler, arkadaşlar… Ya hayır, olmaz diyorlar, ya sen delisin, kötüsün diyorlar, ya gel, gitme, beceremezsin diye seni etkilemeye çalışıyorlar, ya kötü kadın, orospu, bakire değil diye yargılıyorlar, damgalıyorlar. Ve biz… İşte biz, onlara bu izni veriyoruz.
  • Patronumun gözüne girmek için çalışmıyorum. Hiçbir şeyi, hiçbir zaman anlayamadınız. Güçlü olmak için çalışıyorum, onlardan bir eksiğim olmadığını kanıtlamak için çalışıyorum. Kimseye muhtaç olmak istemiyorum. En korktuğum şey bu ; annemi düşünüyorum, Şermin Teyze’yi, Mualla Teyze’yi… Tümü de muhtaçtılar, kimliklerini yitirmişlerdi, yaşamıyorlardı sanki. Onlar gibi olmak istemiyorum, erkek ya da kadın kimseye muhtaç olmak istemiyorum, istemediğim kişiyle beraber olmak zorunda kalmayacağım, bunlar için de para gerek, para bir çeşit özgürlük. Hayır zengin koca da istemiyorum, bu kez onu bırakıp gitme özgürlüğüm olmaz, hem bir işe yaramak istiyorum ben, beynimi kullanmak istiyorum, o kadınların, annemin, o teyzelerin donuk gözlerini, ölmüş balık bakışlarını anımsadıkça çalışıyorum işte, çalışacağım da. Anlamıyor musunuz siz, kendim olmak istiyorum, kendi adımla anılmak istiyorum ve erkeklerden, evlilikten yalnızca dostluk bekliyorum. Dostluk da saygı da eşitlikle olur, anlamıyor musunuz, eşitliğin olmadığı yerde ikisi de yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir